İnsülin direnci: Şekeri, üretim fabrikalarımıza ulaştırmada yetersiz kaldığımız ve şekerimizi kas hücreleri gibi enerji üretmek için kullanacak hücrelere taşımak yerine yağ depolarına dağıttığımız durumdur.

Virüsler ve diğer enfeksiyonlar: Akut veya kronik fark etmez, düşük dereceli enfeksiyonlar şalterlerin atmasına neden olabilir. Genelde birilerinin gelip sigorta kutumuzdaki kabloları aşındırarak sağlanan enerji miktarını azalttığına şahit oluruz veya kablolar onları onarılmış bir şekilde tutmaya yarayan besin maddelerinin eksikliğinden dolayı aşınırlar (örneğin; sağlıklı bir yağ asidi olan DHA eksikliği). Bu durum, bir hamilelik veya bağışıklık sisteminin hassaslaştığı bir hastalık sonrası ‘enerji kaybı’ sürecini başlatır. Birçok insan hücresi çekirdeğinde fibromiyalji gibi ciddi enerji eksikliği olan viral moleküller bulunmuştur. Bir bölge daha az enerjik hissettiğinde diğer bölgeye daha çok yüklenerek bu süreci hızlandırırsınız, böylece virüslerin yol açtığı küçük bir kablo aşınması çoğu zaman yorgun hissetmenize neden olur.

Uyku problemleri: Birçok insan her istediğinde uykuya dalma sorunu yaşar. Ayrıca çoğumuz (evet, ben bile) uykuya dalma becerimizi veya iyi bir uyku uyumamızı kısıtlayan olumsuz alışkanlıklar geliştiririz ve böylece bir kısır döngüyle mücadele içine girmek zorunda kalırız. Bağışıklık sisteminiz ihtiyacı olan bütün enerjiyi istediğinde, (örneğin sizin için bir enfeksiyonla savaşırken) mevcut enerji yeteri kadar dinlenmezse bahsettiğimiz kabloların aşırı ısınmasına neden olur ve enerji probleminizin daha da kötüye gitmesine yol açar. Bu durum bağışıklık sisteminizin diğer enerji stoklarınızdan alabileceği enerjiyi azaltır. Böylece daha yorgun hissedersiniz. Yeterli miktarda veya kaliteli bir uyku uyumadığınızda (uykunuz yeteri kadar derin olmadığında veya yeteri kadar rüya görmediğinizde), ağrıya daha yatkın hale gelirsiniz. Bu ekstra ağrı da enerji hattını boşaltır ve böylece neredeyse daha günün başında yorgun hissedersiniz. Uyku, güzel olmak için de önemlidir.

Bir şeye dayanmaya çalışmak neden onu daha çok istememize neden oluyor?

Birine sürekli olarak içki içmemesini, sigarayı bırakmasını veya iş yeri bilgisayarlarına çıplak resimler yüklememesini söylemenin yeterli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, beyniniz oldukça komik şeyler yapabilir. Beyniniz (özellikle beynin, bir şeyi aşırı arzulamayı etkileyen kısmı olan insula) “sigara içme” uyarısını duyar ve “sigara iç” uyarısını duymuş gibi davranır. Bu da şiddetli bir sigara içme arzusu uyandırır. Birine bağımlılığından kurtulması için yardım etmenin daha iyi bir yolu; mesajı tersine çevirmek olacaktır. “Sigara içme” demek yerine “Nefesini tazele”, “Tatlı yeme” demek yerine “Bir avuç fındık ye” diyin.