ONLAR

Onlar şehâdete erenlerdir ki,
Henüz gonca iken solduruldular.
Onlar kurtarırdı bu necip ırkı,
Korkulduğu için öldürüldüler.

Öldü sanılmasın, ölmez bu emel,
Kırılmaz bu kalem, bağlanmaz bu el.
Hain köpeklere olunca engel,
Kendi öz yurdunda saldırıldılar.

Güneştirler, balçık ile sıvanmaz,
Ateştirler, söndürmeye sular dayanmaz,
Kıyamete kadar artık uyanmaz,
Nüfus kütüğünden sildirildiler.

Bayraklar inmedi, ezan susmadı,
Onlar bu nesilden umut kesmedi,
Namazına gelmeyene küsmedi,
Çünkü Nebî’lerle kıldırıldılar.

Daha çoktu yapılacak işleri,
Ne ulvîydi, ne güzeldi düşleri.
Kendileri, çocukları, eşleri
Vatan toprağına dolduruldular.

Fatih’tir, Yavuz’dur, Osman’dır onlar,
İlme dost, cehle düşmandır onlar,
Vatan için toprak olandır onlar
Tekbîr sesleriyle kaldırıldılar.

Suçları sevmekti memleketi, yurdu,
Onlar bir ışıktı, onlar bir ordu.
Hak Teâla meleklere buyurdu,
Şehitler katına aldırıldılar.

Kırılmaz mı size kalkan o eller,
Kurumaz mı sizi anmayan diller?
Şimdi kaç okulda hüzünle ziller,
Her ders başı mahzun çaldırıldılar.

Gâye başka: Milleti bölmek asıl,
Büyük bir oyundan küçük bir fasıl.
Bir olması lâzım iken bu nesil,
Yazık, parça parça böldürüldüler.

Maya oldu millî birlik harcına,
Şehit düştü sadık kalıp borcuna,
Bayrak oldu bu vatanın burcuna,
Maziden atiye bildirildiler.





Tarih öncesinden misaldir Oğuz,
Mazluma Yunus’tur, zalime Yavuz,
Tükenmez bu kuvvet, kesilmez bu hız,
Zannedilmesin ki yıldırıldılar.

Siz varsınız bütün güzel işlerde,
Siz varsınız gördüğümüz düşlerde,
Yirmidört Kasım’da nice başlarda,
Saçlar acı ile yolduruldular.

Ey şehit olanlar, gönül erleri,
Peygamber yanıdır sizlerin yeri.
"Onlar ölü değil, daima diri."
Diyen ayet ile güldürüldüler...

Refik ÇEŞNİA