BAĞIMSIZLIK ÖĞRETMENİ


Bu sandıklar.. Bu sandıklar.. Bu sandıklar..
Kadınların kağnıların yağmurunda
En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın.
Hafifler şimdi umut, bir güvercin olur,
Geçer yağlı geçidinden namluların.

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,
Çarşamba ovası. İşte!
Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,
Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.
Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.
Koy kulağını dinle, toprağın altında
Kömürün türküsü, petrolün türküsü,
Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Bir bozkır dikeniyle delip parmağımızı,
Kanımızı defterimize bastık:
Kan bu, soylu ırmağı yüreğimizin,
Coşkunun al yuvarları ve çocukluğun.
Akıyor, dağ kaynaklarından alabalıklarla,
Anlıyorsunuz değil mi her şeyi?
Şimdi açın vatan haritasını,
Bastırın işaret parmaklarınızı,
Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Pencerelerimizi açıp söyleyelim türkümüzü,
Korkusuzluğun yelinde bu güz günü,
Alsın götürsün üvez yapraklarını,
Çağrısını yurdumuzun.
Gelir belki çocuklarımızın hatırına,
Erzurum’dan yola çıkıp Anadolu kırına,
Gizli ordusuyuz onun dersliklerde, işliklerde.
Gelir belki elinde Sivas’ın buğday başağı,
İner kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı...